Sosyal ve Duygusal Gelişim

 

21.yy’ın fark yaratan bireyi IQ ve EQ’yu yani akademik zekayı ve sosyal-duygusal zekayı dengeli bir şekilde kullanabilendir. Sosyal-duygusal zekası gelişmiş bireyler, öğrendikleriyle anlam yaratabilen, empatik düşünebilen, sadece kendisinin değil çevresinin de yararını gözeten bireylerdir. Bu nedenle YÖM Okulları'nı, omurgasını sosyal-duygusal öğrenmenin oluşturduğu teknolojinin etkili bir araç olarak kullanıldığı bir yer olarak tarif ediyoruz.

Hızla kalabalıklaşan İstanbul gibi bir kentte, çocukların büyüdüklerini anlayabilecekleri, onlara ismiyle hitap edileceği, okuldaki herkesin birbirini tanıyabileceği, ortalama 150 öğrencinin olduğu bir öğrenme ortamı oluşturmakla sosyal-duygusal gelişimin ilk adımlarını atıyoruz.

John Dewey’in vurguladığı gibi okulun çocukları hayata hazırladığı yer değil, hayatın ta kendisinin olduğu bir yapı olmasını hedefliyoruz. İnsanların hayatında sonsuz başarı, sonsuz mutluluk gibi deneyimler yaşaması neredeyse mümkün değildir. Başarının olduğu kadar başarısızlığın da olabileceği, mutluluğun olduğu kadar mutsuzluğun da olabileceği durumlar ise gerçek yaşamın ta kendisidir. Çocuklar okul yaşantılarında da bazen başarısızlıkla, mutsuzlukla karşılaşabilir. Burada önemli olan düştüğü yerden kalkmasını öğrenmesi, destek ihtiyacı varsa nasıl destek isteyeceğini bilmesi, yaşadığı olay sonucunda duygularını yönetmesidir. Çocuklar büyürken tüm bu deneyimleri yaşamasına ve her deneyimden öğrenerek, gelişerek çıkmaları için onlara fırsat veriyoruz.

Çocuğun yaşadığı ekosisteme faydalı olmakla ilgili dürtüsünü erken yaşlardan itibaren geliştirmeye çalışıyoruz. İnsan beynini deneyimsel öğrenme şekillendirir. Başkaları için faydalı bir şey yapmaya başlayan insan beyni, orada edindiği deneyim ile empatik aklı oluşturur. Empatik akıl ve sosyal-duygusal zeka ise birbirini karşılıklı olarak besler. Çocukların sadece kendisini değil çevresini de önemseyerek yaşayan bireyler olmalarını destekliyoruz.